SÖZÜN ÖZÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SÖZÜN ÖZÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2016 Perşembe

2016-20...

  Acılarla dolu bir yılı geride bırakıyoruz. Oysa takvim üzerindeki rakamlardan başka değişen bir şey yok. Yine de umut ediyor insan; YAŞAYABİLMEK için. Savaşın, patlayan bombaların, hunharca katledilen çocuklukların geride kaldığını; akla hayale sığmayan tüm GÜZEL şeylerin bu kez İYİLERİ beklediğini (üstelik bu dünyada) ve daha bir çok şeyi.
   Kim bilir, BELKİ... 
-Kar ve serendi- 
 Karalama defterimden

29 Ocak 2016 Cuma

"Ölümden önce hayat var mı?" sorusuna cevabım

 Zaman değirmeninde beden ölür, ruh ya parlar ya çürür. Hayat dediğinse şu an. İster var say ister yok. Geçti bitti bile. Yeni bir an, yeni bir hayat. Bir daha ve bir daha... milyonlarca hayattan biri, bir kaçı mutlaka "var" saymaya değer olacaktır. (dayanamadım bıdı bıdı yaptım yine ;))

9 Ocak 2016 Cumartesi

UMUT

Umut; beklemek, beklemeyi bilmek, beklerken sabredebilmektir. Umut, hayal değil yaşamın ta kendisidir. Geleceği bugüne saklayabilmektir. Umut; kimine göre bir lokma ekmek, kimine göre ise çoğunun tadına dahi bakamayacağını bildiği yiyeceklerle tıka basa dolu bir sofrada ziyafettir.

  Artık güzel, çirkin; doğru, yanlış her şey göz önünde. Dünya avucumuzun içinde. Olaylardan haberdarız ancak hiçbir şey yapamadan, elimiz kolumuz bağlı öylece kalakalıyoruz. Gözyaşlarımız başkasının ilacı değil. Sadece vicdanlarımızı yıkayıp parlatıyoruz. Neyse ki dünya tek değil. Neyse ki insan, insanın adaletine muhtaç değil. Haklıyı ve haksızı kusursuzca ayırt eden, tüm canlılardan üstün olan Yaradan var ve hak, eninde sonunda yerini bulacak. Önce incitmemek sonra incinmemek dileğiyle. Allah tüm iyileri, kötülerden korusun.

İYİ MİYİM?

-Canım benim, nasılsın?
-Eh işte aynı, bildiğin gibi. Oysa bildiği bir şey yok. Nasıl bilebilir! İnsan en sevdiğinin bile acısını ancak paylaşabilir. Ufacık bir pay alır kendine, sonra ondan dokunaklı bir maske yapar ve yüzüne takar. Üzüntü, dert öyle dışarıdan ölçülür, biçilir bir şey değil ki tartabilesin. Tartıp da bölüşebilesin. “Şu kadarı senin olsun, bu kadarı da bende kalsın.” “Benim gücüm bu kadarına yetiyor işte, sıkma canımı da al şunu!”, diyesin. Ama olmuyor işte.
Aslında hepimiz anlatabildiğimiz ölçüde iyiyiz. Anlaşılsın, anlaşılmasın.. Önemi var mı?