ŞİİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞİİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2016 Pazartesi

GEÇ OLMADAN
















Hep bahar olsun gönül evinin mevsimi
Soldurma yüreğinde kök salan, mis kokulu kır çiçeklerini.

İzin ver, öbek öbek açsınlar,
Ve gülümsesinler renk renk; kırmızılar, morlar, turuncular.

Bırak zihninde karbeyaz bulutlar salınsın,
Fışkırsa bile oradan pamuk pamuk, gözlerinin maviliğine karışsın.

Güzel bak, yumuşak bak, sıcacık bak
Nazarında kalan gözlerdeki kini silecek kadar yürekten bak.

Demem o ki;

Öfkeyi sokma içine, karartma anlarını,
Dökme yaprak yaprak, tüm o sevmeye değer anılarını. 
Zaman bu; gelir geçer, bakmaz gözünün yaşına,
Elinde, kara çalan kirli bir defter ile
Buruşuk ve de küskün bir beden kalır.

14 Haziran 2016 Salı

AĞIT

İnce, ipince bir tel dökülür açık alnına,
Zülüf şaşar, ten şaşar; kara kaşın, kara gözün şaşar.
Ecel olur tel, batar göğsüne; kalbine dolanır,
Gökte ay, yıldız; yerde cümlesinin şavkı şaşar.

Bedenin uzanır toprağa, alabildiğine soğuk,
Bir zamanlar damarında ılık ılık akan kan şaşar.
Börtü böcek sakınır etini çiğnemeye,
Ruhu göçmüş, otuzluk bedenin şaşar.

Yokluğuna ağlar gözler, dilleri ağıtlar kuşatır,
Kulağında kalan son uğultu, kendi varlığına şaşar.
Söner yıldızlar, söner diye ay; Gün doğmaya utanır da,
Adem öldürene değil, böylesi genç ölene şaşar.




8 Haziran 2016 Çarşamba

PAŞA ÇAYI




Bana da çay koy anne;
Demi damlalardan ibaret,
Suyu bol olsun.
Üç yetmez, beş küp şeker;
Kağıdını açamadım, soy da ver.
Bardağı ılık, ilk yudumda köpük,
Yanağımda öpücük,
Etrafımda hep mutluluk olsun.


3 Haziran 2016 Cuma

YAZ MAVİ, GÜZ KARA
















Geç kaldı yazım benim
Bahara veda edemeden
Kış düştü dallarıma
Meyveye duramadı çiçeklerim
Beyazlara büründü de soldu
Soldu da döktü kırmızılarını


Dünüm Karadeniz benim
Yeşiline doyamadan
Toprak serildi ufkuma
Soyunamadı kasvetini yüreğim
Karaları bağladı da soldu
Soldu da döktü gözyaşlarını


Yazım deniz, yazım Karadeniz
Güzüm kara, güzüm Ankara
Baharım da karadır benim
Denizimden uzakta
Artık hep Ankara'da

1 Haziran 2016 Çarşamba

BİR BEN YETER

Çağlasın gözbebeğim ardında akan nehir
Dipsiz tüm kuyuların karanlığını sulasın
O karanlıklarda açar elbet bir çiçek 
Açılsın göz kapaklarım
Atılsın dışarı zehir
Canlansın yitik hatırlarım
Dimağımda bir bir

O hatıralarda gitmişler olur
varsın olsun
Asılsın bir zamanlar dost bildiğim sıfatlar
Bana kalandan fayda yok
Bağlı değildiyse yürekten
Bende bir hücreyi dar bulup da giden,
Artık esir olur zaten
Soğuk ve de ölgün vücutların
Zindanlarında bir bir

Geride aydınlanmış bir ruh kalır
Ölümsüz
Yaraları gökkuşağı ile sarılı
Bereleri ayçiçeği ile yamalı
Bedeninde çakılı bir gülücük
Huzuru yüreğinde saklı
Geride bir ben kalır
Bir ben 
Bana yeter tümden

28 Mayıs 2016 Cumartesi

VARSAYI (YORU)M

  Gün gelecek beğenilmek için yaptığımız her şeyden nefret edeceğiz. Bu uğurda harcadığımız zamanın geri dönüşü olmayacak. Egolarımızın okşanması çok çok kısa vadeli doyumlar sağlayacak. Hatta her güne daha aç, daha beklenti dolu başlayacağız. Aynı doyumu sağlamak için daha fazla çaba harcamamız gerekecek. Ta ki yorulup da belki kısa bir ara verene kadar. O kısa süreli boşlukta eteğimizdekileri sayma fırsatımız olacak. Aslında ne kadar az şey biriktirdiğimizin farkına varırsak ve bu farkındalık kalıcı olursa ne ala. Ama sanmıyorum. Çünkü çoğumuz gerçekte neyin daha değerli olduğunun bilincinde değiliz. Başkalarının onayını almayı öyle çok umursuyoruz ki. 

-Artık doğma vaktidir
Gösterişin kör rahminden
Doğrunun ala sonsuzluğuna
Zamanıdır kurtulmanın
İçindeki nankör duygulardan
Taktığın budala maskelerden
Efendi kimselerin
Kaderine fiyat biçmelerinden-


 Özetle ne olur, ama ne olur boş ve gereksiz şeyler için en değerli şey olan vaktinizi harcamayın. Kimse harcamasın. Çalışın, çabalayın, üretin; okuyun, gelişin, geliştirin. Etraf tembel ve doyumsuz insanlarla doldu taşıyor.

-Çalışmak, çabalamak
Durmadan ve yılmadan
Emek katılanın tadını
Kolayda aramadan-

5 Mart 2016 Cumartesi

BENİM KÜÇÜK DÜNYAM


Minik avucumda durur dünya;
Kah rengarenk, kah saydam.
Dünyamın ardında gülümser annem,
Sözcüklerinde sevgi saklıdır.
Meraktır ve bitmeyen sorgu sualdir,
Bilinmezliklerle dolu zihnim.
Işıltısı sonsuz bakışlarımdan,
Daha da çocuktur kalbim,
Kalbimden de temizdir,
Benim bir avuçluk dünyam.





31 Ocak 2016 Pazar

SÖZ YETMEZ













Kelimeler var tutamadığım.
Kaçak göçek,
Uçarı kelimeler.
Gitmek var örneğin.
Kopacak kadar uzaklaşmak,
Kavuşacakmışçasına yaklaşmak.
Yalnızca düşlemek kadar dokunabilmek.
Aşkı dokunmadan hissetmek.
Dönmek  var bir de.
Görecelidir dönmek.
Bir tur attıktan sonra
Bıraktığın yerde aramak kendini.
Oysa dönemez insan artık
Ne bildiğine, ne kendine.



29 Ocak 2016 Cuma

ÇIKMAZLAR

Dilinin ucunda kal demek duruyorken
Git diyecek kadar küskünse yüreğin,
Birbirinden kısır anılar doğuruyorsa
Yalnızlığa mahkum zavallı kaderin,
Köşeye sinmiş, ürkek bir çocuk ise
Aynaya baktığında gördüğün suretin,
Bir cesedi sürükler artık attığın her adım,
Kalan son kuvvetin.

(YA DA)

Çek git hayatımdan demek istiyorken
Kal diyecek kadar acizse dilin,
Birbirinden kötürüm günler sunuyorsa
Acımasıza ilişik zavallı kaderin,
Başı yere eğik masum bir çocuk ise
Aynaya baktığında gördüğün suretin,
Bir cesedi sürükler artık attığın her adım,
Kalan son kuvvetin.











10 Ocak 2016 Pazar

İLİŞİKSİZ

Biz bu evde üç kişiyiz;
Sen, ben ve yalnızlığım.
Senin yanında seven bir kadın var,
Benim yanımda vurdumduymazlığın.

9 Ocak 2016 Cumartesi

GERÇEK

Mor değnekli,
Bir güvercin hayat.
Çerden çöpten yuvası,
Üç beş katlı binaların
Arka balkonlarında saklı..

Kırık kanadı,
Pençesi camdan.
Dokunsa da komşu hayatlara
Kıyısından, köşesinden, 
Yara almadan
Kaçamayan.
Zaten uçamayan..

Yaslanıp da rüzgara,
Tepetaklak olmadan
Açılmayan gözlerinde,
Gereğinden çok saflık..
Aldanmışlık;
Ateşinde güneşin;
Gözlerinde;
Mahmurluk var.

Mor değneğin ucunda asılı 
Denizlerde yüzer gümüşi balıklar.
Dudaklarında;
Tek heceli şiirler..
Kuyruklarına tutunmuş,
Gökkuşağı renkli çocuklar.

Mor değneğin ucunda asılı,
Sahip olunamayan hayaller.
Bir ucunda hayaller,
Diğerinde hayat var.

AKIYOR ZAMAN


Ruhunda telaş, sırtında bir yük zaman;
Ömür adlı koca bedende, 
Birer yaradır boş geçen her an.
Pişmanlık duyacak kadar geç olmadan
Yap, üşenip de yapamadıklarını, 
Yaşa, türlü bahanelerle kaçırdıklarını.

Sanma aldığın soluğun kesilmez ardı,
Sen de geçicisin her gelen gibi.
Ölüm rüyada gösterip bir ucundan kendini
Bucağını esirgemez her zaman.
Ayrılık günü gelmeden bu dünyadan
Yap, üşenip de yapamadıklarını,
Yaşa, türlü bahanelerle kaçırdıklarını..

SONSUZ AŞK

Ne dost, ne düşmandım
Kaçıyorken geçmişten
Kimsesiz kaldım. 
Ön koşulsuz sevdim seni
Dermeçatma.. 
Kalbin;

Her an yıkılabileceğine inandığım,

Geçici bir sığınak
Bir gece ansızın,
Bir adım önümde kurulan.


Şefkat örülü duvarları,
Çatısı camdan.
Geceleri yıldızların 
Titrek ışıklarıyla aydınlanan.
Odaları çocukluğum,
Bahçesi gençliğim kokan.
Yaşlılığımı ektim 
Saksılarına sonradan
Kalbin
Artık benim yuvam

Bir el arar insan ömür boyu. 
Uzansın ister topraktan, 
Ve bağlasın bedenini, 
Toprağa. 
Sıcacık, 
Bir dost eli.. 
Ya da bir kalp, 
Kendi için atan yalnızca; 
Tertemiz, apaydınlık.. 
Özün karanlığına, 
Ve inat karamsarlığına, 
Zihninin. 
Yıkasın ister gökkuşağı, 
Gecelerin zifirini 
Bir de gündüzlerin 
Solgun, 
Sonbahar güneşini. 
Ve bir ses; 
En yumuşak tondan.. 
İnadına, 
En tiz notalarına ömrün. 
Dönen dünyaya 
Ve inat başına 
Soluklanmak en durağan sularında 
Şefkatin 
Ve anne sıcaklığında 
Aşkın..
Tek heceye sığmayan,
Yoğun duygulanımına
Ve inat dünyanın karamsar,
Kötümser maddeselliğine..
İnat çürümeye mahkum,
Soğuk bedenlerin;
Ruhunu,
Ruh ile sarmalamak.



İnatçı gidişlerim var benim, öyle dümdüz.
Dert yok, tasa yok.
Omuzlarım üzerinde çocuk kafam,
Omuzlarım üzerinde sırf neşe.
Annemin seslenişlerinde hep bir telaş,
Karışır gülüşlerime.

İZSİZLERİN ANISINA

Suyun izi kalır mı?
Kalıyor işte.
Son nefesini,
Dalgalara üfleyene sor.
Öyle bir kalır ki
Şaşarsın!
Utanırsın;
Soluduğundan tertemiz havayı.

Yanağına sor;
Ağlayışlarının yıkadığı.
Başını taşıyan,
Yumuşacık yastığına.
Utanırsın;
Uyuduğundan sıcacık yatağında.

Torağa sor.
Akıp giden;
Suya karışıp,
Sel olan.
İnsana sor;
Bilemez.
Kalmaz der;
Kalır mı hiç!

ÇÖZÜMSÜZÜZ

Derdim;
Derdimiz.
Derdimiz ortak.
Derdim, insanın kötülüğü.
Mutluluğu aramak kolay.
Zor olan, mutsuzluğa çare olmak.
Çözüm;
?
Anlayışsızız..
Hoşgörüsüzüz..
Benciliz..
Bence bitmişiz.
Sonumuz;
İlkimiz.
Sonumuz;
Toprak.
Sonumuz;
Cennet/cehennem..
Hayat;
?