Stefan ZWEIG - SATRANÇ
Bu uzun öyküde ön planda göze çarpan, son derece güzel yapılmış karakter analizi. Psikolojik baskıya maruz kalan bir insanın duygu ve tepkileri en ince ayrıntısına kadar yansıtılmış. Bu, tabi ki yazarın psikolojiye olan ilgisinden ziyade, ikinci dünya savaşı sırasında Gestapo baskısından kaçışı ile başlayan sürgün hayatı ve bu süreçte yaşadığı sıkıntılar sonucu mümkün olmuş gibi görünüyor. Zaten 1942 yılında kitap yayınlandıktan kısa bir süre sonra eşi ile birlikte Brezilya'da intihar ediyor. Satranç kelimesini hiç kullanmadım çünkü bu oyun öykünün çatısını oluşturmasına rağmen simgesel bir özellik taşıyor. Ayrıntıya girmeyeceğim. Tavsiye ederim, okunmaya değer.
Sadık HİDAYET - KÖR BAYKUŞ
Yine intihar etmiş olan bir yazara ait bir kitap, bir roman ve Behçet Necatigil çevirisi ile karşımızda. Bu kez Adres İran. Modern İran edebiyatı örneği olan Kör Baykuşun konusunu anlatmak zor. Daha doğrusu bu amaçla yazılacak her şey kitabın yanında basit kalacaktır. Sadece şunu söyleyebilirim; hikaye, şimdi ve geçmiş zaman, yer yer de rüyalar ile iç içe geçmiş bir durumda anlatılmıştır. Ve sıradan ancak zayıf karakterli bir insanı, çaresizliğin nasıl da canavara çevirebildiğini göstermektedir. Gece gibi karanlık bir kitap ancak okumaya değer.

