4 Ekim 2016 Salı

VEDA 40 (Berna)

 Banyoda, misafir havlularının olduğu dolaptan bir vücut, bir de saç havlusu aldım ve duşakabinin yanında bulunan askıya astım. Giysi konusunda cimri davrandığım için çok pişmandım. Yine de çantamda son bir tane temiz iç çamaşırı kalmıştı. Onu da alıp, Şebnem’in dolabında bulduğum giysilerle birlikte havluların yanına astım. Ben girmeden önce ısınması için suyu açtım. Üzerimdeki kirli kıyafetleri çıkarıp, sütyeni tekrar takmak üzere ayırdıktan sonra banyo dolabının önüne bıraktım. Ilıyan su, duşun geniş tepebaşlığından ilkbahar yağmuru gibi usul usul akıyordu. Yavaşça altına girdim. Su saçlarımın diplerine sızmaya çalışırken gözlerimi ve kulaklarımı kapattım. Kafamın içi bomboştu. Ne bir heyecan, ne bir öfke, ne de herhangi bir görüntü… Hiç ama hiç bir şey yoktu. Sadece suyun, mağara içinde çağlıyormuşçasına gelen sesi ve karanlık.
   Güzelce yıkandıktan sonra, duş kabininden çıktım. Askıdan aldığım küçük havlu ile saçlarımı sardım sonra da büyük havluyu vücuduma doladım. Lavabonun önüne yaklaştım. Elimin tersi ile aynadaki buharı silmeye çalıştım, olmadı. Her defasında yeniden puslanıyordu.  Lavaboyu açtım. Avuçlarımı bir kase gibi birleştirip soğuk suyla doldurdum. Sonra da tezgahın ıslanmasını umursamaksızın puslu aynaya fırlattım. Görüntü biraz olsun netleşmiş, gözlerimin altındaki kararmış olan çukurlar ortaya çıkmıştı. Uykusuzluğa hiç dayanamıyordum.  Aynanın her iki yanında ikişer katlı açık raflar vardı. Kimine mum ve tütsüler, kimine ise çeşitli kozmetikler özenle yerleştirilmişti.  Yüzüme sürmek için bir krem aradım ancak bulamadım. Saçlarımı kurutup kurutmama konusunda kararsız kalmıştım. Hava çok sıcaktı, kurutmayacaktım. Islanan havluları askıya geri astım. Temiz giysileri giyindim ve banyodan çıktım.  
   Soğuk bir şeyler içmek üzere mutfağa girdiğimde Onur’un telefonla konuşmakta olduğunu fark ettim. Elindeki benim telefonumdu. Beni görür görmez “Bir dakika lütfen. Eşi geldi şimdi, ona veriyorum.”  deyip yanıma yaklaşarak telefonu uzattı. Oktay’ın bölümünden arıyorlarmış. Sekreteri, onunla görüşmek istediğini söylediğinde bunun mümkün olmadığını. Benim de zaten kendilerini aramak niyetinde olduğumu söyledim. Sonra da Oktay’ın kalp krizi geçirdiğini, ardından acil ameliyata alındığını, şu anda ise yoğun bakımda yatıyor olduğunu ayrıntıdan uzak bir şekilde ve büyük bir soğukkanlılıkla anlattım. Telefonun diğer ucundan ise önce abartılı bulduğum bir şaşkınlık ünlemesi ve ardından sadece hıçkırıklarını seçebildiğim bir takım sesler gelmeye başladı. Neredeyse avutmaya çalışıyordum ki hat kesildi, ya da telefon kapandı, anlayamamıştım. Sekreteri ne de çok seviyormuş diye düşündüm. Düşüncemi Onur’dan saklamama gerek yoktu.
   “Oktay’ı bu kadar sevdiklerini bilmiyordum.” Dedim. “Neden sevmesinler ki. Sen sevmiyorsun diye, hiç kimse sevmeyecek mi?.
   Neden böyle düşündüğün anlayabiliyordum aslında ama sormadan edemedim. “Neden onu sevmediğimi düşünüyorsun Onur’cuğum, anlamadım.” Dedim. “Benim ne düşündüğümün bir önemi yok canım, önemli olan sen ne hissediyorsun, onu söyle. Bilmediğim bir şey yok değil mi?.”
“Aslında söylemediğim bir şey vardı ama belli ki onu da Şebnem anlatmış sana.”
“ Derya mıydı, neydi? Anlattı işte bir şeyler. Aslında ben bekliyordum böyle bir şeyi, şaşırmadım.”
 “ Niye ki?”
  “Niye olacak, yapmayan var mı sanıyorsun? Hem sadece bir kişi ise ki ta kaç sene öncesinde olmuş, şükret haline.” Dedi. Onur’dan hiç böyle bir açıklama beklemiyordum. Çok şaşırmıştım ama bu hiçbir şeyi değiştirmeyecekti. Kırgınlığım öyle derindi ki, zihnimde hiç silinmeyecek bir iz vardı artık. Şayet duygularımda bir yumuşama olabilecektiyse eğer, onu, ambulansta şuuru gitmiş bir şekilde yatıyorken gördüğümde olmaz mıydı? Böyle basite indirgenmiş, anlamsız bir açıklama neyi değiştirebilirdi? 

“Sen yapmıyorsun işte, demek böylesi de olabiliyormuş Onur’cuğum.” Dedim. Tedirgin edici bir şekilde sessiz kalmayı tercih etmişti. 

Devamı Gelecek... ;)

24 yorum:

  1. Erkek zihniyeti... Ne kadar da basit onlar için... Kalemine sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadın dilinden erkek zihniyeti. Kim bilir, yanılıyorumdur belki de.
      Sevgiler ;)

      Sil
  2. Merhaba, ben geldim :)
    Eril dişil dengesizlik sürdükçe ne hikayeler ne öyküler bitmez... Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, merhaba, hoş geldiiiin :)
      Hayatta dengesizlik mi yok? O biter, başkası başlar, yine de öyküler hiç bitmez ;)

      Sil
  3. Veda tam gaz gidiyor. Aynı ustalıkla... Tebrikler:)

    YanıtlaSil
  4. Ben çok geride kalmışım baştan okuyayım hikayeyi....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdiden kolay gelsin o zaman, sevgiler :)

      Sil
  5. Faydalı ve Akıcı yazınız için teşekkür ederim, blogumu takip ederseniz sevinirim https://hastaliktakip.blogspot.com

    YanıtlaSil
  6. Onur'un kürekle vursun ağzına Berna :-)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  7. Datlı mı datlı biri gelmiş bloğuma, şeker mi şeker yorum bırakmış bi de üstüne. O siz mi oleyyosunuz aceba?? :)

    Sevgiler... <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay mimikli böcüüükk! Hoş geldin, ne mutlu ettin şimdi beni ;)

      Sil
  8. Eline-yüreğine-kalemine sağlık.
    Sadece sana uğradım.
    Pazar gününden beri acil-klinik-yoğun bakım ve yazdığın d yakın duygular içinde anacığımı belkiyoruz.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaaaa... Geçmiş olsun. Çok üzüldüm. İnşallah anneniz en kısa zamanda sağlığına kavuşur.

      Sil
  9. kalemini çok beğendim..
    yarım saate bitirdim hepsini:)

    YanıtlaSil
  10. Google plus'dan takip mi etmiyoruz nedir
    senin yeni yayınlarının duyurusunu göremiyorum blog duyurularında. Oysa ben oradan izliyorum. Bu işi çöz buzlu kalemccim :))) Kaçırıyorum yoksa yayınlarını....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogger'dan takip ettiğine eminsin di mi? Baaak, hemen takipçi listeme bakıyorum :)))
      Komşulaaar komşular, ay vallahi de skandal. Pek sevgili Ayşei Yasemin'ciğim beni takip etmiyormuş ;)

      Sil
  11. Yanıtlar
    1. Hemmeeeen yazıyorum cevapları ;)

      Sil
  12. Veda... Hep karşıma çıkıyor bugünlerde bloglarda :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonbahardan mıdır nedir diyeceğim ama benimki ta geçen kıştan kalma bir veda, en bitmeyeninden ;)

      Sil
  13. Ne kadar çok kaçırmışım :(. Ama tabii bu şekilde daha iyi oluyor birikince kitap tadında okuyorum :). Şimdi kaçırdığım bölümleri okumaya gidiyorum :). Diğer bölümlerde görüşmek üzere bir kaç dakikalığına hoşçakal 😊.

    YanıtlaSil