28 Mart 2016 Pazartesi

SÖZÜM TAKINTI DERECESİNDE PİŞMANLIK DUYANLARA

  Olacak olur.
  Başımıza gelen üzücü bir olayda geçmişe takılıp, kendini paralamanın bir yararı yok. "Neden ben, neden böyle oldu!" diye isyan etmenin de. Durumun ciddiyetine, şiddetine göre alışmak, kabullenmek zaman alır belki ancak şunu bilmek gerek; olacak olur.
  Kaza videolarını izleyince şunu fark edersiniz; çoğu bağıra bağıra gelir. Anlık bir dikkatsizlik, yanlış tercih ve geri dönüşsüz hasarlar, kayıplar. Önlemini alırsın, çok dikkatli olursun ancak biz insanız, robot değil. Hataya açığız. Yanlış tercihler yapabiliriz. İsyan etmek olanı geri çevirmez. Önce ruhen sonra da fiziksel olarak insanı yıpratır ve direnci kırar. Çözüm üretmeyi zorlaştırır.
  Ne kadar akıllı, mantıklı bir insan olduğuna inanırsan inan; aklın tutukluk yaptığı anlar da olabiliyor. Diyorum ya, insanız. Bazen iş işten geçtikten sonra yaptığımız tercihe hayret edip kalabiliyoruz.
  Hayat öğrenme ve sınanma alanı. Nefes aldığımız gün öğrenmeye başlıyoruz ve aklımız yeterli olduğu müddetçe yaptığımız her şeyden sorumluyuz. 
  Dünyaya karşı, kendimize karşı, çevremizdeki herkese, her şeye karşı sorumluluklarımız var ancak bu demek değil ki hata yapmamak için dünyadan soyutlanıp bir köşeye sinelim. Yaşayacağız, yaşarken pek çok hata yapacağız. Hatalarımızı telafi etmek için uğraşacağız yeri gelecek telafi edeceğiz, yeri gelecek elimizden yapacak başka bir şey gelmediğini fark edeceğiz. İşte o noktada hayatımıza devam edebilmemiz gerekiyor. Hata noktasına takılıp kalmanın kimseye bir faydası yok.
  Sözüm yanlış tercihleri, hataları dolayısıyla takıntı derecesinde pişmanlık ve üzüntü duyanlara. "Kural tanıma, salla gitsin, dünyanın anasını ağlat yine de sıkma canını!" gibi bir sonuç çıkmasın. Tabi ki de böyle bir şey kastetmiyorum ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder